35’likle başladığımız kahvaltımız (!) saatler sürüyor.

 

Hani bazen kıskançlığın tutar da çok sevdiğin yerlerin herkes tarafından bilinmesini istemezsin ya, ikinci bir Akın Balık vakası olmasın diye, burası benim için öyle. Gerçi şimdi bile bilen biliyor ki, rezervasyonsuz gitmeyi denediğimiz her zaman kapıdan döndük.

Ama bu ilk gelişimiz ve acemi şansımız bizimle. Güne geç başlanmış bir pazar, kahvaltı etmek için değişiklik yapıp Koşuyolu’na gidelim, “sıra sıra bir sürü mekan var, nasıllarmış” diyoruz. Arabayı park edip, meraklı meraklı etrafa bakarken Sakar Zeybek’in önünden geçiyoruz, sonra Aras’la göz göze gelip, saate bakıyoruz. Öğlen 13:30.

Kahvaltıdan rakıya dönmemiz bir kaç dakika sürüyor. “Açıksınız değil mi?” diyerek sokağa bakan tarafa oturuyoruz. İçeride eski Türk filmlerinden posterler, ahşap dekorasyonu ile epey cici bir yer. Öğreniyoruz ki Asmalımescit’teki Tavanarası’nın kurucularının mekanıymış burası.

Bir 35’lik ile mezelerimiz geliyor, ilk dikkatimi çeken mezelerin porsiyonları. Şimdiye dek gördüğüm en tatmin edici porsiyonda meze tabakları bunlar. Herşey daha az evvel hazırlanmış. Serpme kahvaltı niyetiyle evden çıkıp, levrek marin, Girit usülü kabak kızartma ve papagiannis (tahinli yoğurtlu patlıcan salatası) ile güne başlıyoruz. Ve cibes! Ah o ne taze bir lezzet.

cibes

35’likle başladığımız kahvaltımız (!) saatler sürüyor. Yarın pazartesi, çok yormamak gerek bünyeyi. Mezeler ve hizmet açısından pek çok havalı meyhaneden çok daha iyi olan Sakar Zeybek için gayet mantıklı bir hesap ödüyoruz. Fiyat performanstan da çalıyor kalbimizi. Yediğimiz her şeyin tadı damaklarda, en kısa sürede tekrar gelme kararıyla kalkıyoruz.

Çakırkeyif bir pazardan sonra yeni bir haftaya hazırız.

sakarzeybek