Haydi Cihangir’e gidelim. Cihangir’in meyhanesi diye bilinen Demeti’ye. İçeri girerken önünden geçtiğimiz meze dolabı dolmuş taşıyor. Belli ki hazırlıklar tam, her şey çok taze gözüküyor.

Ama bende bir huzursuzluk var bugün, nereye gitsem ne yesem beğenmeyeceğim gibi bir huysuzluk.”Balkonda yer olmadığı için kapı kenarına yaptırdın değil mi rezervasyonu Aras?” ile huysuzluğum ortaya çıkıyor.

Masanın üzerindeki çiçek, bembeyaz duvarlar, ahşap dekorasyon ve duvardaki siyah beyaz resimler bile gerginliğimi almıyor. Bir de masamıza oturduktan ancak 10 dk sonra sipariş almaya gelmeleri benim yayları iyice geriyor.

E buradan manzara da gözükmüyor! O zaman güzel bir şeyler yiyelim de keyfimiz yerine gelsin. 35’liğimizi söylüyoruz. Ezme ve ahtapot salatası masamızdaki favorilerim! Ezmesi, şimdiye kadar yediklerim arasında açık ara önde. İşler yoluna girmeye başladı.

2. dublemizi hazırlarken, masamıza usulca gelen garson, “isterseniz dışarıdaki bir masamız kalkıyor sizi balkona alabiliriz” diyor. Tek sıra halinde ancak 6 masanın sığabildiği bir balkon. Buraya geliyorsan, önceden rezervasyon yaptırıp balkonda oturmak şart. Buraya oturunca, Cihangir ve Boğaz manzarasında ahtapotun bile tadı değişiyor.

Artık kalkma vakti. Hesap geliyor. Çok da hakkettiğini düşünmediğim hesabımızı ödüyor, kalkıyoruz. Kapıdan çıkarken, akşamın başındaki huysuzluğum baş gösteriyor; “Bir dahaki sefere Cihangir’deysek bi’ 35’lik içmeye geliriz de, buralarda değilsek, sırf burası için olduğumuz yerden kalkıp gelmeyiz bence, ne dersin?”.

demeti