seki-restaurant

Kapadokya’da 3. Günümüz. Nereye gitsek diye Tripadvisor ’dan mekan araştırması yapıyoruz. Seki restaurant, ödüllere doymamış Argos in Cappadocia Otel’in ödüllü restaurant’ı. Hadi gidip görelim.

Uçhisar’a gidiyoruz, akşam karanlığında bir türlü bulamıyoruz Otel’i. Dön dolaş hep Uçhisar Kale’si, restaurantla yaptığımız bir kaç telefon görüşmesinden sonra, giriyoruz taştan yollu daracık bir sokağa. Ah keşke gündüz olsa da ne kadar güzel olduğunu hissettiğimiz çevreyi gün ışığında tüm detaylarıyla görsek!

02

Taş merdivenlerden inip bir lounge’tan geçiyoruz, önümüz Güvercinlik vadisi, lounge’ın 3 yanı cam. Bir yanda şömine, çoğu yabancı turistten oluşan kalabalık şarabını yudumlarken, bir yandan caz esintisinde kitaplarını okuyor. Onları arkamızda bırakıp restaurant bölümüne geçiyoruz.

Kişi başı 1 garson düşüyor mekanda. Ekmek servisi yapan da, menüyü getiren de, şarap hakkında sorularımızı cevaplayan da farklı kişiler. Herkes işinde iyi. Herkes işini keyifle yapıyor.

Sipariş vermek için sabırsızlanıyoruz.

Şarap içiyorsak, başlangıç için peynir tabağı yeterli. Ah tabi bir de salata. Iceberg üzerine avakado maydanoz ve tane hardal sosu.

Şimdi heycenalı yerde sıra.

Ben geleneksel gidiyorum; ince kibrit patates üzerine yoğurt ve domates soslu Çeltik kebabı.

celtik_kebabi (1)

Aras daha iddialı. Gelmeden önce dersine çalışmış; Burada “Çömlek peynirli ve konfi şeftalili44 saat pişirilmiş kuzu kol” yenirmiş.

44 saat lezzete nasıl yansıyacak merak içindeyim.

Sıra şarapta. Kapadokyada’ki hayatımıza Turasan ile devam ediyoruz. Cabernet Sauvignon 2011.

Sonrasında geliyor ana yemekler. Kuzu kokusu oldum olası sevmedim. Dolayısıyla 4 ile 44 saat pişme süresi arasındaki fark bana bir şey ifade etmiyor. Ama Aras yerken, bir an için beni unutuyor. Anlıyoruz ki, yemek iyi.

Benim aklım şaraplarda. Aşağıda bir mahzen var diye duyduk, tadım yapmamız mümkün mü acaba? “ Ne yazık ki akşamları tadım yapılmıyor, yarın gündüz gelirseniz, zevkle tüm kavı tanıtmak isteriz. Kişi başı tadım + peynir tabağı 60 Euro.

turasan

Garsona”A harikaymış çok teşekkürler.” derken “Bu tadım yerine Turasan fabrika satıştan evladiyelik şarap alırım” diyorum içimden.

Bir ara terasa çıkıyoruz, Güvercinlik vadisine karanlıkta bakmaya. Garsonlardan biri eşlik ediyor bize. Başlıyoruz sohbete. Pek keyifli. Anlatıyor buralar nasıl, hem de baharda ne güzel olur diye.

Buraya biz de bayıldık! Size de.

Şimdi kalkma vakti. Yarın son gün, enerjimizi bitirmemek gerek.

Seki, İstanbul’da dahi pek az restaurantta görebileceğin hizmete sahip, bence Türkiye’nin sayılı restaurantlarından. Hem lezzeti hem servisi.

Bana sorarsan Kapadokya’ya gelip, burayı görmeden dönmek olmaz.

Otel’in odalarında kalıyor aklım. Malum her cave şahsına münhasır. Güzeli çok güzel. Restaurantı böyle olan otelin odaları epey seksi olmalı.

Mahzen ve oda merakı bir yana, yediklerimizin hazzıyla kalkıyoruz Seki’den.

Hesap biraz tuzlu ama üzerine konuşmuyoruz, bunun adı tatil şımarıklığı. Dönünce biraz diet yapmak gerekecek.

Kapadokyanın en bakir yerlerinden Uçhisar, tekrar görüşmek üzere.

seki2