İşte yine Yengeç'teyiz! Küçük İstanbul'a dönen Çeşme'de 3 gün geçirdikten sonra tatilimizi huzurlu bir yerde noktalamak istiyoruz. Haydi Urla'ya!

Buraya ilk gelişimiz 2015 Nisan:

23 Nisan tatilinde Alaçatı’da 2 gece geçirdikten sonra “Urla’yı mı görsek acaba ben daha önce hiç görmedim” diyip, atlayıp geliyoruz. Önce arabayla sokakları dolaşıyoruz, keşif yapıyoruz. “Buralarda yaşanır mı sevgilim sence? sorularıyla sağa sola bakmaktan yorgun düşüyoruz. İstanbul’a dönmeden, şu sakinliğin bi’ 35’likle tadını çıkarmalı, diyip, oturacak yer bakınıyoruz. Tripadvisor’da ilk sırada Adres Balık var, fakat biz Yengeç’in önünden geçerken, tutulup kalıyoruz. Aras’la birbirimize bakıyoruz. “Bence de buraya oturalım.”

Nisan ayında hava rüzgarlı. İçerideki masalar dolu, ancak en dış tarafta bir masa ayarlayabiliyorlar. Tam oturacakken, garson uyarıyor: “Burası biraz esecek ama, rahat edebilecek misiniz?”

Neden olduğunu bilmediğimiz bir şekilde mutlaka Yengeç’te oturmak istiyoruz. “Teşekkürler uyarınız için ama önemli değil, otururuz burada diyoruz.”

İçeriye, meze seçmeye gittiğimizde, buraya oturmaktaki içgüdüsel inadımızda ne kadar haklı olduğumuzu görüyoruz. Ege otları, cibes, levrek marin, patlıcan salatası, şevketi bostan, avokado yatağında karides… Şef mezeleri saydıkça hepsini söylemek istiyorum!

Uçağa yetişmemiz gerekiyor, çok fazla vaktimiz yok. Mezelerimiz geliyor, soframız harika, önümüzde deniz, balıkçı teknelerinin biri kalkıyor biri yanaşıyor, öyle huzurlu ki burası, uçağa binip İstanbul’a döneceğimizi hiç düşünmeden, sayılı dakikalarımızın hakkını vermek istiyoruz.

Restauranta arkamız dönük, yine de garsonlar haricinde içeride gezinen, masaları göz ucuyla kontrol eden yeri geldiğinde elindeki eldivenlerle servis de yapan biri dikkatimizi çekiyor. Bizim masaya geldiğinde, gayri ihtiyarı ağzımdan kaçırıyorum “Burada yaşanır değil mi?” Önce gülüyor. İstanbul’dan geliyorsunuz değil mi? Geçmiş olsun, Tabii ki yaşanır!”

Sonra başlıyoruz sohbete. Oğuz Bey burayı yaklaşık 6 senedir işletiyormuş, uzun yıllar süren kurumsal hayattan sonra Yengeç’in onu ne kadar mutlu ettiği her halinden belli.

“İyi ki buraya gelmişiz” diyip, hızlıca uçağa yetişmek üzere kalkıyoruz Yengeç’ten.

image6 (1)

Şimdi 2015 Ağustos:

4 ay geçmiş buraya ilk gelişimiz üzerinden. Şimdi yine İstanbul’a geri dönmek üzere Çeşme’den izmir’e giderken, uğramadan dönmek olmaz diyoruz.

Rezervasyon için aramadan önce Tripadvisor’a bakıyoruz. Yengeç son 4 ayda Urla’daki restaurantlar arasında 1. sıraya gelmiş. Telefon açtığımızda ise “ancak 19:00’a kadar rezervasyon alabiliriz, sonrasında doluyuz” diyorlar.

Uçağımız 23:00’te. “Urla’ya gelmişken uçak saatine kadar daha uzun oturabilsek iyi olur, başka restauranta otururuz o zaman..” diye konuşurken Yengeç’in önünden geçiyoruz. Biz yine de şansımızı deneyelim: “Telefonda böyle söylemiştiniz, fakat biz daha uzun oturmak isteyeceğiz, mümkün mü acaba?” dediğimizde, bizi kırmayıp gayet güzel bir masa ayarlıyorlar.

Heyecanla meze seçmeye gidiyoruz, levrek marin, kabak çiçeği dolması, brokoli salatası, lakerda, domatesli peynirli roka salatası ve pancar kavurma!

Favorimiz; süzme yoğurtla servis ettikleri kabak çiçeği dolması ve pancar kavurma. Pancarı ilk defa bu halde görüyorum, şimdiye kadar yediğim en lezzetli meze!

image2 (3)

Urla’da İskele Mahallesinde yer alan bu harika mekandan kalkmak istemiyorum. Aras, “sevgilim uçağa yetişmemiz gerekiyor” dedikçe, “birazcık daha duralım” diye tutturuyorum.

Kalkmadan önce Oğuz Bey’le denk geliyoruz.” 4 ay önce tanışmıştık hatırlıyor musunuz bilmiyorum. Biz burayı çok sevdik, herşey için teşekkürler. Sadece sizin harika lezzetleriniz tatmak için Urla’ya geldiğimizi bilin lütfen.”

“Tekrar görüşmek üzere. Umarım en yakında zamanda!”

image3 (2)